Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

MOTOSİKLET HAYATIN TA KENDİSİDİR!
#1
Rainbow 

MOTOSİKLETE BİNME SANATI BİZE NE ÖĞRETİR?

Yavaşlık ile anımsama ve hız ile unutma arasında gizli bir ilişki olduğunu yazar Milan Kundera. Ardından şöyle der: “Gözümüzün önüne sıradan bir durum getirelim: Bir adam sokakta yürüyor. Birden bir şeyi anımsamak istiyor, ama anı uzaklaşıyor. O anda kendiliğinden yürüyüşünü yavaşlatıyor. Buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan, hâlâ çok yakınında olan zamanda, sanki bulunduğu yerden hemen uzaklaşmak istiyormuş gibi elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır.”

Yavaşlık anımsamakla ilgilidir ve süratlenen kişiye kolaylıkla sen bir şeylerden kaçıyorsun diyebilecektir başkaları.
*Her şeyin olduğu gibi kalmasının istendiği bir kültürde sürat kaçıştır, terk ediştir çünkü. Hız anımsamayı reddetmektir.
*Oysa insanlar alışkanlıklarını yavaş yavaş değiştirir. Hatta birçok kez değiştirmezler bile. Gözünüzün önüne ne zaman katı alışkanlıkları olan bir insan getirseniz, aslında yavaş hareketleri ve yavaş düşünceleri olan bir adamda getirirsiniz.
*Yavaşlık anımsamakla ilgilidir.
*Yavaşlık alışkanlıkları korumakla, mevcut durumu devam ettirme isteği ile ilgilidir.
*Yavaşlığın egemen olduğu bir kültürde, hızlılık sıra dışı olacak, hızlı olana, hızdan hoşlanana garip garip bakılacaktır.

Motosikletin sırtındaki insan ‘hızla’ birlikte anılır.
*O, yavaşlığın söz sahibi olduğu kültürlerde bir yabancıdır. Gözler onu izler ve çok geçmeden insanlar onu yargılamanın bir yolunu bulur.
*Hızlı olan kaçandır, öyle düşünülür, öyle denir.
-“Neden kaçar?”
-“Geçmişten” denir.
Belki de sadece geçmişten değil, belki de daha çok artık eskimiş, pörsümüş, tükenmiş alışkanlıklardan da kaçar o. Çünkü geçmişi arkada bırakıp bir geleceğe doğru atmak ister kendini.

Motosiklet sırtında felsefe yapılmaz. Yeri değildir çünkü. Ama ‘Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı’nın yazarı Robert Pirsig’in dediği gibi onu onarırken, ona bakarken, onu temizlerken felsefe yapma şansınız vardır. Üstelik motosiklet size bir dolu deneyim vermiştir. Hız konusunda, geride bırakılanlar konusunda, anın içinde olmak konusunda, rüzgârın teninize teması konusunda, bir dönemeçte hızla karar almak konusunda...
*Motosiklet sırtında “düşünce” ile “eylemin” arasındaki mesafe kısalır. Bu sporcularda da gelişmiş bir yetenektir.
*Bu sayede düşünce ile eylem birbirinden ayrı, birbirinden bağımsız şeyler olmaktan çıkarlar.
Birbirlerine karışır, birbirlerinin yerine geçerler, birbirlerine yapışırlar.

Motosiklet sırtında felsefe yapılmaz. Yeri değildir çünkü. Bir topun peşinde koşarken de yapılmaz felsefe. Ama her ikisi de çok şey öğretir bize.
*Düşünce ile eylemin arasındaki mesafe kısalır...
*Ve bu sayede hayatın üzerine düşünmekten çok, onun içine dört kolla dalmamız gerektiğini fark eder, bunu bir kere daha anlarız.
*Alışkanlıklarımız ‘yavaşla’ der bize. Öyle buyururlar. Aceleye gelmez hayat.
*Oysa hayat belki de en fazla “aceleye” gelmelidir.

Yavaşlık korumaktır, eskiyi, geçmişi alışkanlıkları...
*Hızlanmak yitirmektir. Ama sadece yitirmek değil, yeni şeylerde bulmaktır.
*Elindekini kaybetmekten korkan, motosiklet üzerindeki adama garip garip bakar. O adam her şeyi tüm kurallarına göre yapıyor olsa bile.
*Ne gerek vardır iki tekere... En iyisi dört tekerdir, bir de kafanın üzerindeki dam.

Yaşam daha çok bir denge işidir. Biraz korumak, biraz yitirmek. Yani biraz araba, biraz motosiklet...
*Herkes yavaşla dediğinde hızlanmayı bilmek.
*Herkes hızlan dediğinde yavaşlamayı göze almak.
*Sadece inat olsun diye değil tabii, doğrusunun o olduğuna inandığı için hızlanmak ve yavaşlamak.
*Bu yüzden çoğunluğun “Değişmeyelim”, “Aynı kalalım”, dediği yerde, değişimi tetikleyecek şeylerdir motosiklet kültürü, motosiklet tutkusu...
*“Göze alabilme” özgürlüğünü bize verdiği için.
*Özgürlüğümüzü unutmamamızı sağladığı için.
*Ve düşünmekle eylemin arasındaki bağı anımsattığı için.

Kendimizi düzeltmenin yolu büyük stratejilerden geçmez pek, gerekli olan daha çok işe koyulmaktır.
*Yavaşlık sık sık alışkanlık ve strateji üretir. Dozunda olduğu sürece gereklidir bunlar.
*Hızlandığımızda ise “işe koyulur”, “yaşama atılırız” dört kolla.
*Motosikletin sırtında felsefe olmaz. Yeri değildir çünkü.
*Hava aydınlık, yollar düzgünse hızlanır, yağışlıysa yavaşlarız...

ve şairin dediği gibi:

‘MOTOSİKLETE BİN OĞLUM
ÇÜNKÜ MOTOSİKLET HAYATIN TA KENDİSİDİR..’

ALFA-Alpaslan KUZUCAN (ALINTIDIR)
Ara
Cevapla
#2

(12-04-2010, 07:33 PM)VeYSeL Adlı Kullanıcıdan Alıntı:  Motosiklete bin oğlum,
çünkü motosiklet hayattır.
Birçok babanın korkusu oğlunun motosiklete binmesidir. Ölümden ve başka her türlü tehlikeli durumun çocuklarının başına gelmesinden korkarlar.
Benim senin başına gelmesinden en çok korktuğum şey ise hayatın zevklerini almadan yaşayan bir eğreltiotu olmandır. Eğer yapmak istediğin şey orada duruyorsa ve aranızda bir tehlike dikilmişse, senin yapman gereken o tehlikeyi bertaraf edip, istediğin şeye ulaşmaktır.
İşte bunu yapamazsan hayatın ancak bir eğreltiotununki kadar heyecanlı olabilir.
Motosiklete bin oğlum, ama dikkat et, motosiklet tehlikelidir.

O tehlikenin üzerine aptal gibi gitme. Unutma Sun Tzu der ki; “kötü komutanlar önce savaşa girer, sonra nasıl kazanacağını düşünürler; iyi komutanlar önce nasıl kazanacağını bulmadan savaşa girmezler”.

Önce viraja girip de sonra nasıl çıkacağını düşünen aptallardan olma.

Tehlikeleri en küçüğüne kadar bertaraf et. Hep tam koruma kullan, bakımsız motorla yola çıkma, alkollü ya da yorgun binme, kafan bozukken taksi tut, bilmediğin yolda risk alma, diğer araç sürücülerinden köşe bucak kaç. Tehlikeleri nasıl dibine kadar bertaraf edeceğini bilemiyorsan sakın motosiklete binme, çünkü o zaman bu işi beceremezsin demektir.

Motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet aşktır.
Sadece kızlardan bahsetmiyorum, motosiklet macerası yaşam aşkıyla doludur. Güneşi batıracağın yeri bilmek, üzerinde yaşadığın toprakları karışı karışına gezmek, her yaş ve meslekten insanla yolunu paylaşmak ve bindiğin makinenin üzerinde sanki çığlık atarmış gibi kopup gitmek, hayatı dibine kadar yaşamak, ancak bu araçla mümkündür.
Motosiklet macerasının içinde yaşam aşkı olmayan insanların tek yaptığı ise teknik detayları birbirlerine anlatarak kocaman, yararlı ama sıkıcı bir ansiklopediyi yaşayıp gitmektir.
Aşkın ucunu bırakma, heyecanlı ve renkli ol, sıkıcı olma. Sıkıcı olacaksan arabaya binip, haftasonları futbol, akşamları ana haber seyrederek yaşayabilirsin, motosiklete ihtiyacın yok. Günü yakalamayı bil oğlum, motosiklet senin yaşama enstrümanındır.
Kızlardan bahsetmiyorum dediysem, o kadar da demedim tabi. Hani bazen pembe bir vespa üzerinde pembe kaskla kuğu gibi giden pembe pantolonlu bir kız görürsün ya? Git yanaş, merhaba de ona.
Orta parmağı gösterirse, kıza efendi gibi bir selam çakıp gazla bana gel, ensene bir tane patlatayım, sonra bira içmeye gideriz.
Hayatı böyle yaşayacaksın işte, öküz gibi, ödlek gibi değil. Hem efendiliğini bozmayacaksın, hem de çılgınlığını koruyacaksın.
Ha hoşlandığın bir kız mı buldun? At motorunun arkasına, Datça’ya götür onu, Knidos’un sularıyla yıka. Can Yücel’in en sevdiğin şiirlerini okurken batan güneşi izlet ona, Domuzbükü’nde yıldızları ört üstüne uyusun. Sonra bu macera için bana teşekkür edeceksin.

Motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet isyandır.
İnsanlık tarihi popüler kültürler ve onlara tepkiyle gelişen kültlerle doludur. Rock tarihi, 68 kuşağı, Avrupa bohemleri, Beatnick’ler hep aynı heyecanla tutuştular. Bugün bu ateş bir miktar sönmüş görünse de sen buna aldanma. İnsanoğlunun doğasında isyan vardır ve motosiklet bunun dışavuruluş şekillerinin en güzellerinden biridir.
Motosiklet bir ulaşım aracı değildir, bir isyan aracıdır, bunu kafandan çıkarma.
Hayatın rutinlerine dikkat et oğlum. Efendi ol ama içindeki serseriyi korumayı bil, akşam eve gelince takım elbiseni çıkarıp deri montunu giy. Her zaman kravatın olabilir ama hiç yuların olmasın, her zaman bir patronun olabilir ama hiç efendin olmasın.
Eğer seni zincirliyorlarsa o patronu, arkadaşı ya da sevgiliyi dehleyip, kravatı çöz, kol saatini fırlatıp at, gemileri yakmayı bil.
Hayatımda tanımaktan keyif aldığım insanların neredeyse hepsi, günü geldiğinde hayatında radikal değişiklikler yaparken gözünü kırpmamış insanlardır. Ve bu insanların neredeyse hepsi motorcudur.
Motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet dostluktur.
Bir motosiklet grubuna mutlaka gir. O motosiklet grubunun içerisindeki bir kavgaya ise asla girme. Unutma ki insanın olduğu yerde sevgi de vardır, kavga da vardır. Toplumdan soyut yaşama, yolu paylaş. Ama kimliğini de kaybetme, yolunu şaşırma. Toplumun içinde dur, ama tek başına ayakta dur, sonuçta yol yalnız senin yolundur unutma.
Herkesle konuştuğun gibi, her tip motora da bin, tutucu olma. “Chopper gitmiyor, dönmüyor” diyenleri takma, altındaki V motorun ritmiyle dans etmeden isyanın ruhunu anlayamazsın. Sıkı bir enduroyla off-road yapmadan doğaya fazla kavuşamazsın. İbrende bir kez olsun 200’leri görmeden de adrenalin seni ilk defa içki içmiş 15 yaşındaki kız gibi sarhoş eder durur. Herkesi dinle ama hiçkimseye kulak asma. Motosiklet türlerinin her biri farklı amaçlarla üretilmiştir, birini seçeceksen seç, ama hepsiyle barışık ol, hiçbirinin fanatiği olma.

Motosiklete bin oğlum, çünkü ben hep motosiklete bindim.
Ve şu hayatımda yaptığım en iyi şeylerden biri bu. Tek bir dakikasından bile pişman değilim ve iyi kötü her maceramın kıymetini bildim. Hayatta öğrendiğim birçok şeyi bu iki tekerlekli cansız makineden öğrendim.

Motosikletle yaşa oğlum ve aradan yıllar geçerse ve ben motosiklete binemeyecek durumda olursam, gel bana maceralarını anlat, nereleri keşfettiğini, kimlerle hırlaştığını, kimlerle dost olduğunu, hangi şarabı kiminle içip, hangi güneşi nerede batırdığını.

Eğer ben ölmüşsem de çok önemseme. Motor üzerinde ölmüşsem neden pişman olmadığımı anlayacak tek kişi sen olacaksın. Eğer ölmemişsem şu pembeli kıza sor bakalım ablası var mı?

Sana bırakacağım en büyük miras, işte bu hayat rehberi, motosikletli hayatın ta kendisidir.
Motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet hayatın ta kendisidir.

Murat Z. Özbilgi
Ara
Cevapla
#3

Oku oku gözlerim ağırdı. :-)

Her şeyi sev fakat her şeyden önce seni seveni sev. Sevki, sana verilen sevginin değerini bilesin
Ara
Cevapla


Benzer Konular...
Konu: / Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
Son Mesaj Yazar: Barış
12-26-2016, 05:13 AM
Son Mesaj Yazar: Glt.Özt
03-05-2016, 02:07 PM
Son Mesaj Yazar: SM_trying
10-06-2015, 08:08 AM
Son Mesaj Yazar: Orokeyn
04-09-2015, 03:09 PM

Hızlı Menü:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi